Özgür Dünya'ya görevli olarak devam ediyorum.


Perşembe, Ağustos 11, 2008 · Kategori: Hosuma gidenler

Bloguma, hoşuma giden yazılar ve kendim kaleme aldığım yazılar dışında günlük tarzı bir yazı eklemiyordum. Ama bugün benim için çok önemli bir olay oldu. Daha önceleri de önemli olaylar geçirdim lakin burada paylaşmamıştım. Bunu sizlerle paylaşmaktan onur duyarım.

Özgür Dünya
'ya -diğer bir adıyla Özgür Yazılım Dünyası'na-  ilk olarak 2006'da Pardus ile adım atmış, bugüne kadar bir kaç defa girişimim olmuş ama her seferinde geri dönmüştüm. Artık Özgür Yazılım Dünyası'nın müdavimiyim. Bir anlamda bu kendimi buldum diyebilirim. Son ve kararlı geçişim Ubuntu ile oldu. Ubuntu'mla çok mutluyum, umutluyum. :) Ubuntu'yu kurduğum ilk zamanlarda bana tavsiye eden bir kardeşimden yardım almaya çalışıyordum. Bu hazırcılık olarak nitelendirilebilir. Ki, bende öyle düşünüyorum zaten. :) Hazırcılıktan kurtulmak istedim ve google abiye sordum "bu nasıl olur?" diye. Aldığım cevap sayesinde çok güzel bir topluluğa dahil oldum. Ubuntu Türkiye Sayfası'ydı dahil olduğum topluluk. Bu topluluk o kadar hoşuma gitti ki, başlarda küçük de olsa çıkan sorunları bu topluluk sayesinde çözüme kavuşturup Ubuntu'ya bağlandım iyice. Özgür Dünya, -menfaatten uzak, yardımsever arkadaşlardan oluşan- beni aldı götürdü başka diyarlara. Kısa sürede çok şey öğrenmek için gösterdiğim çabanın karşılığını aldım ve artık bende küçük ve basit sayılabilecek sorunlara çözümler üretebiliyordum. Bu benim için apayrı bir mutluluk sebebi oldu. Bugün sahurdan sonra yatmayıp, sorunlar(ım)a çözümler araştırmaya devam ederken bir özel mesajla irkildim. Bu özel mesaj beni ziyadesiyle onurlandıran ve bir o kadar mutlu eden bir içeriğe sahipti.  Özgür Yazılım Dünya'sının Türkiye Sayfası'nın Forumu'na görevli olarak davet edilmiştim. Bu mutluluk ve heyecan kelimelerle ifade edilemeyecek kadar büyüktü. Lakin layık olmadığımı düşünüyordum -ki hâlâ aynı görüşteyim-. Bana bu teklifi getirmekle görevli olan arkadaşla bir kaç mesaj alışverişinden sonra bu teklifi aldığımdan dolayı onur duyduğumu belirterek bin teşekkürümle kabul ettim. Çok ama çok mutluyum. Böyle bir toplulukta yer almak benim için çok büyük anlamlar ifade ediyor. İyi ki varsınız diyorum ve sözlerimi sonlandırıyorum.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Veda...


Çarşamba, August 27, 2008 · Kategori: Hosuma gidenler

Kal diyen yanım; katilim olursun...

Şimdi gitmek zamanı buralardan,

Bir bardak serin sudan yarenlik dileyip,

Ve serinleyip..

...

Varsın açmasın bahçemde çiçek,

Bir fesleğene anlatırım rüyamı,

Şimdi gitmek zamanı...

...

Farzet ki gönlüm; burda doğmadın...

Bu güneş, bu gökyüzü yabancı...

Bir kara sevdayla vedalaşırcasına...

Gitmek zamanı...

...

Vakıa, bu bahçenin bülbülüydüm ben,

Çiçeklerden önce açardım her sabah,

Bir bakıştı önce...

Sonra tebessüm...

Bunca yıl avunduğum...

...

Şimdi gitmek zamanı buralardan...

Yavaştan toplarım hüznümü, heyecanımı.

Bana ait ne varsa.. Benden başka...

Ve incitmeden...

...

Ve incinmeden olsun isterdim...

Şimdi gitmek zamanı...

...


MURAT BAŞARAN

mbasaran@ihlas.net.tr

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çocuk olmak isterdim ...


Pazar, August 10, 2008 · Kategori: Hosuma gidenler

Çocuk olmak isterdim

ÇOCUK olmak isterdim… Hayatın güzelliklerine varan, kötülüklerden bîhaber, rahmetin ulaştığı yerde sevgiyle yoğrulmuş bir çocuk; zihninde tertemiz düşünceleriyle, kalbinde nefret, vücudunda zahmet olmayan bir çocuk…

Hayata çocuk gözüyle bakabilmek; bayramda alınan yeni ayakkabının zevki, yeni elbiselerin verdiği mükemmel heyecanı yaşayabilmek, top koşturmak, çizgi film izlemek, zıplamak, salıncağa binmek, yere düşünce gülerek kalkabilmek, sevgiyle uçmak isteyen bir çocuk…

Geçmişe takılı kalmayan, geleceğe dair endişeleri olmayan, sadece bugünü yaşayan, gerçekleri hayalleriyle karışık, zamanı hep o anda kalan, kahramanları hep iyi, sıcaklığıyla etrafını ısıtan, ışığıyla karanlığı dağıtan ve aydınlatan çocuk…

Çocuk olmak isterdim; kendi çıkarını hiçe sayan, sadece bir şekere dünyayı kurtaran, aldanan fakat aldatmayan, yalan nedir bilmeyen, samimiyetle inanan kalpten bir Bismillah ile işe başlayan çocuk…

Çocuk olmak isterdim; sevilen, saçı okşanan, yanağından bir makas alınan, öpülmenin mutluluğuyla insanlara sımsıkı sarılan, hayata hayattakilere umutla bakan çocuk…

Anne şefkatine sığınan, annenin tatlı tokadı ile anne diye ağlayarak annenin sıcacık kucağına sarılan, büyük bir istekle babadan balık tutmasını öğrenen, kardeşiyle soğuk gecede sıcak ekmeğini paylaşan aile saadetini yaşayan çocuk...

Çocuk penceresiyle bakmak isterdim dünyaya; kuşlarla uçmak çiçeklerle konuşmak, yağmurla sağanak olmak, gökyüzünde uçan bir bulut, gemilere yol gösteren bir yıldız, bembeyaz ışığıyla etrafı aydınlatan bir ay…

 

Abilere gitmeyi,

Bisküviyle çay içmeyi,

Hafif tıngır mıngır etmeyi,

Çocuk olmayı isterdim.

 

Önce Kur’ân okumayı

Kâinatı seyre dalmayı,

Âlâ-yı illiyyine çıkmayı,

Çocuk olmayı isterdim.

 

Dertlere deva olan,

Muhabbete ulaştıran,

Uhuvveti çağrıştıran,

Çocuk olmayı isterdim.

Said BEYDOĞAN

28.06.2008

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::